Ömrümün dört senesini yiyen mel’un kampüstür kendileri. Ama yine de ona kızamıyorum nedense. Hangi mimari zevkin ürünü olduğunu anlayamadığım ilginç, birbirine benzemeyen, estetikten yoksun binaları, tıklım tıklım kantinleriyle aklıma kazıdığım yer.
Nedenini bilemeden sevdiğim, içinde anılarımı bıraktığım, otuz beş bin öğrencinin aynı anda istifade ettiği mukaddes eğitim yuvası.
Bir türlü anlam veremiyorum ama özellikle yaz aylarında liseden öğrenciler kampüsü ziyarete geliyor. Bu bence öğrencileri üniversiteden soğutmanın çok acımasız bir yolu. Keşke öğretmenlerimiz liseli kardeşlerimizi daha modern kampüslerimize götürseler değilmi ama?
Her şeye rağmen severim Göztepe kampüsünü… İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş. Bizimki de bu misal işte…

Son Yorumlar