Kız Kulesi

rimg0022.jpg 

Bir imparatorun kızını yılanın getireceği ölümden kurtarmak için yaptırdığı bir binaya göre fazlaca estetik tatlı bir görüntüye sahiptir. İşveli ve dünya güzeli bir kızın yani İstanbul’un saçlarına takılmış şirin bir tokadır o esasen. Boğazın girişinde Üsküdar sahiline daha yakın bir konumda denizin orta yerinde mevzilenmiştir.

Rivayete göre kralın birine, çok sevdiği kızının onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır..

Çoğu İstanbul’ lu bilir bu kulenin hazin hikayesini ve bu yüzden ona kader inancının yıllanmış abidesi gözüyle bakar ve saygı duyar. O insanoğluna,  alnına yazılmış olandan başkasını yaşayamayacağını ama yazılanları en baştan biliyor olsa bile bunu değiştirmek için iradesinin sınırlarını zorlaması gerektiğini fısıldar.

Göztepe Kampüsü

dscn0158.jpg 

Ömrümün dört senesini yiyen mel’un kampüstür kendileri. Ama yine de ona kızamıyorum nedense. Hangi mimari zevkin ürünü olduğunu anlayamadığım ilginç, birbirine benzemeyen, estetikten yoksun binaları, tıklım tıklım kantinleriyle aklıma kazıdığım yer.

Nedenini bilemeden sevdiğim, içinde anılarımı bıraktığım, otuz beş bin öğrencinin aynı anda istifade ettiği mukaddes eğitim yuvası.

Bir türlü anlam veremiyorum ama özellikle yaz aylarında liseden öğrenciler kampüsü ziyarete geliyor. Bu bence öğrencileri üniversiteden soğutmanın çok acımasız bir yolu. Keşke öğretmenlerimiz liseli kardeşlerimizi daha modern kampüslerimize götürseler değilmi ama?

Her şeye rağmen severim Göztepe kampüsünü… İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş. Bizimki de bu misal işte…

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!



Follow

Get every new post delivered to your Inbox.